Tavsiye mesajı gönder

 
Home > Turkey > Profesyoneller > Yaratıcı Fikirler > Uluslararası Mimari Projeler > Ticari & Endüstriyel Binalar > Ofis Binaları > Kurbağalarıyla Ünlü Ofis Binası

Kurbağalarıyla Ünlü Ofis Binası

1 2 3    PDF

1758-01-LOE_h424.jpg
1758-01-LOE_h424.jpg
 1696-01-LOI_w568.jpg
 1687-01-LOI_w314.jpg
 1686-02-LOI_w314.jpg
 1678-01-LOI_w568_h424.jpg
 1677-01-LOI_w568_h424.jpg
 1759-01-LOE_w568_h424.jpg
 1760-01-LOE_w568_h424.jpg
 1762-01-LOE_w568_h424.jpg
 1765-01-LOE_w568.jpg
 
Kopenhag’ın kuzeyinde yoğun trafiğin gürültüden bir örtü yarattığı kavşakta, şekerleme fabrikası ile modern bir ticari binanın başarılı birleşimi yükselmektedir. Lyngbyvej ile Jagtvej’in kesiştikleri bu nokta, büyük neon kurbağaları taşıyan bir baca şeklinde ihtişamla yükselmektedir.
Kopenhag’ın kuzeyinde yoğun trafiğin gürültüden bir örtü yarattığı kavşakta, şekerleme fabrikası ile modern bir ticari binanın başarılı birleşimi yükselmektedir. Lyngbyvej ile Jagtvej’in kesiştikleri bu nokta, büyük neon kurbağaları taşıyan bir baca şeklinde ihtişamla yükselmektedir.
Cadde 
Caddede yürüdüğünüzde, iki bina geleneği arasında gidip gelirsiniz: Bir tarafta 1884 yılından kalma eski bina, diğer tarafta 1999 yılında inşa edilmiş olan yeni bina. Çatı yapısı cam ile çeliktir ve sanki dışarıdaymışsınız hissini veren doğal bir havalandırması bulunmaktadır. Binanın geri kalan kısmının tamamında iklim kontrol sistemi mevcuttur. Binanın konumundan ötürü, iletişim damarını oluşturan geniş sokak insanların ve mağazaların buluşma noktasıdır. Burada aynı zamanda kantin, resepsiyon ve konferans salonu gibi toplumsal alanlar da bulunmaktadır. Binanın geri kalan kısmında ise hemen hemen yalnızca ofisler ve koridorlar yer almaktadır ki yeşil, açık mutfak bölümleri ve kırmızı merdivenler iç sınır hatları olarak kullanılmıştır.

Çatıda birçok ışık katmanı
Mimarlar eski binanın çatısındaki eski çatı kirişlerini ve bağlantı kirişlerini koruyarak fabrikanın orijinal atmosferini muhafaza etmeye çalışmışlardır. Altında yer alan ofislerle çatı arasındaki mesafe çok yüksek olduğundan, üst üste en az üç sıra pencere bulunmaktadır. 5. katta, oturma seviyesindeki küçük bir cephe penceresinden aşağısı görünmektedir. Yukarıda, kombinasyon şeklinde üst üste 3 VELUX pencere yer almaktadır.
Mimar Kurt Jensen şöyle açıklamaktadır, “Muazzam çatı yüksekliği, büyük ofis mekanlarına yeterli aydınlatma sağlayan ve çatının yüksek çatı özelliklerine katkıda bulunan çeşitli katmanlar halinde çatı pencerelerinin uygulanabilmesine olanak sağlamaktadır.”

Şekerlemelerle dolu bir binanın hayali
Çatı katıyla birlikte, şekerleme fabrikası hayali, eski, soluk kaplama ve süslemelere sahip orijinal iki merdivenle, geçmişten bir anı olarak kendisini göstermektedir. Buradan meyankökü kokusunu gidermek mümkün olmamıştır ki bu da çalışma ortamının bugün renkten ve ambiyanstan yoksun havasını biraz olsun yumuşatmaktadır. Şekerlemelerin yerini IT sırları ve girilmesi imkansız olan güvenlik sistemleri almış, yeni yapı, esnek çalışma alanları ve büyük ölçüde mobilite prensiplerine sahip ticari bir binaya dönüştürmüştür. Bina, gerek yapı olarak, gerekse şehir planlama açısından eski ve yeninin güzel bir birleşimidir.
Gündemi kurbağalar belirlediğinde
C.F. Møller mimarlık bürosunun baş mimarı Kurt Jensen’a göre, mahalle sakinleri yeni bir binanın yapılması halinde kurbağaların oradan alınmaması yönünde garanti verilmesini istediklerinden yerel otoriteler tarafından programa alınan kurbağalar bina gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla mimari zorluk, hem yeni bir binanın yapılması, hem de korunan neon kurbağalarının hala dans ettikleri bacanın etrafındaki mevcut şekerleme fabrikasının bölümlerinin restore edilmesiydi.

Şehrin ortasındaki sınır çizgisi
C.F. Møller mimarlık bürosunun ortak sahiplerinden olan Anna Maria Indrio, şöyle açıklamaktadır: “Bu projeyle, şehir planlama bakış açısından farklı olarak, şehrin bu köşesi için bir çözüm bulmaya çalıştık. Dışarıdan bakıldığında tek bir bina kompleksi gibi görünen, içeride eski ve yeninin birbiriyle diyalog halinde olduğu bir bina yaratmak istedik.” Çizim ofisi, kentsel yapıyı 19. yüzyıl Kopenhag’ından günümüze taşımak üzere, yeni binayı yolun hemen kenarına yerleştirmiştir. Aynı zamanda, mimarlar modern şehirle yakındaki üniversitenin çağdaş üslubunu görsel açıdan ve birbirine saygı çerçevesinde yaklaştırarak bir diyalog kurmaya çalıştılar. 

Maliyet 
Mimar Kurt Jensen, “Restore etmeye değdi. Finansal olarak, yeni bir bina inşa etmekten daha pahalıya çıkmadı ve eski şekerleme fabrikasının bazı yerlerde iki kat çatı kirişi olan olağandışı çatısını da koruyabildiğimiz anlamına geldi.” diye belirtiyor. Anna Maria Indrio’ya göre, tasarım eski ile yeniyi birleştirme temasına dayanmaktadır. Görev, eski kısımla yeni binayı birleştiren ve ayıran 96 metre uzunluğunda cam tavanlı, dar köprülerle karşıdan karşıya geçilen bir iç sokakla çözümlenmiştir. Birleşme, orijinal şekerleme fabrikasının önemli bir bölümünün restore edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün, eşit büyüklükteki yeni inşaa edilen kısımda kullanılan aynı malzemelerle giydirilmiş olarak yükselmektedir. Sıvanmış duvarlar, koyu gri pencere pervazları, koyu renkli merbau ahşap zeminler ve arduvaz kaplama çatı. Kimse eskiyle yeniyi birbirinden ayırt edemez.
Gündemi kurbağalar belirlediğinde
C.F. Møller mimarlık bürosunun baş mimarı Kurt Jensen’a göre, mahalle sakinleri yeni bir binanın yapılması halinde kurbağaların oradan alınmaması yönünde garanti verilmesini istediklerinden yerel otoriteler tarafından programa alınan kurbağalar bina gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla mimari zorluk, hem yeni bir binanın yapılması, hem de korunan neon kurbağalarının hala dans ettikleri bacanın etrafındaki mevcut şekerleme fabrikasının bölümlerinin restore edilmesiydi.

Şehrin ortasındaki sınır çizgisi
C.F. Møller mimarlık bürosunun ortak sahiplerinden olan Anna Maria Indrio, şöyle açıklamaktadır: “Bu projeyle, şehir planlama bakış açısından farklı olarak, şehrin bu köşesi için bir çözüm bulmaya çalıştık. Dışarıdan bakıldığında tek bir bina kompleksi gibi görünen, içeride eski ve yeninin birbiriyle diyalog halinde olduğu bir bina yaratmak istedik.” Çizim ofisi, kentsel yapıyı 19. yüzyıl Kopenhag’ından günümüze taşımak üzere, yeni binayı yolun hemen kenarına yerleştirmiştir. Aynı zamanda, mimarlar modern şehirle yakındaki üniversitenin çağdaş üslubunu görsel açıdan ve birbirine saygı çerçevesinde yaklaştırarak bir diyalog kurmaya çalıştılar. 

Maliyet 
Mimar Kurt Jensen, “Restore etmeye değdi. Finansal olarak, yeni bir bina inşa etmekten daha pahalıya çıkmadı ve eski şekerleme fabrikasının bazı yerlerde iki kat çatı kirişi olan olağandışı çatısını da koruyabildiğimiz anlamına geldi.” diye belirtiyor. Anna Maria Indrio’ya göre, tasarım eski ile yeniyi birleştirme temasına dayanmaktadır. Görev, eski kısımla yeni binayı birleştiren ve ayıran 96 metre uzunluğunda cam tavanlı, dar köprülerle karşıdan karşıya geçilen bir iç sokakla çözümlenmiştir. Birleşme, orijinal şekerleme fabrikasının önemli bir bölümünün restore edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün, eşit büyüklükteki yeni inşaa edilen kısımda kullanılan aynı malzemelerle giydirilmiş olarak yükselmektedir. Sıvanmış duvarlar, koyu gri pencere pervazları, koyu renkli merbau ahşap zeminler ve arduvaz kaplama çatı. Kimse eskiyle yeniyi birbirinden ayırt edemez.
Gündemi kurbağalar belirlediğinde
C.F. Møller mimarlık bürosunun baş mimarı Kurt Jensen’a göre, mahalle sakinleri yeni bir binanın yapılması halinde kurbağaların oradan alınmaması yönünde garanti verilmesini istediklerinden yerel otoriteler tarafından programa alınan kurbağalar bina gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla mimari zorluk, hem yeni bir binanın yapılması, hem de korunan neon kurbağalarının hala dans ettikleri bacanın etrafındaki mevcut şekerleme fabrikasının bölümlerinin restore edilmesiydi.

Şehrin ortasındaki sınır çizgisi
C.F. Møller mimarlık bürosunun ortak sahiplerinden olan Anna Maria Indrio, şöyle açıklamaktadır: “Bu projeyle, şehir planlama bakış açısından farklı olarak, şehrin bu köşesi için bir çözüm bulmaya çalıştık. Dışarıdan bakıldığında tek bir bina kompleksi gibi görünen, içeride eski ve yeninin birbiriyle diyalog halinde olduğu bir bina yaratmak istedik.” Çizim ofisi, kentsel yapıyı 19. yüzyıl Kopenhag’ından günümüze taşımak üzere, yeni binayı yolun hemen kenarına yerleştirmiştir. Aynı zamanda, mimarlar modern şehirle yakındaki üniversitenin çağdaş üslubunu görsel açıdan ve birbirine saygı çerçevesinde yaklaştırarak bir diyalog kurmaya çalıştılar. 

Maliyet 
Mimar Kurt Jensen, “Restore etmeye değdi. Finansal olarak, yeni bir bina inşa etmekten daha pahalıya çıkmadı ve eski şekerleme fabrikasının bazı yerlerde iki kat çatı kirişi olan olağandışı çatısını da koruyabildiğimiz anlamına geldi.” diye belirtiyor. Anna Maria Indrio’ya göre, tasarım eski ile yeniyi birleştirme temasına dayanmaktadır. Görev, eski kısımla yeni binayı birleştiren ve ayıran 96 metre uzunluğunda cam tavanlı, dar köprülerle karşıdan karşıya geçilen bir iç sokakla çözümlenmiştir. Birleşme, orijinal şekerleme fabrikasının önemli bir bölümünün restore edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün, eşit büyüklükteki yeni inşaa edilen kısımda kullanılan aynı malzemelerle giydirilmiş olarak yükselmektedir. Sıvanmış duvarlar, koyu gri pencere pervazları, koyu renkli merbau ahşap zeminler ve arduvaz kaplama çatı. Kimse eskiyle yeniyi birbirinden ayırt edemez.
Cadde 
Caddede yürüdüğünüzde, iki bina geleneği arasında gidip gelirsiniz: Bir tarafta 1884 yılından kalma eski bina, diğer tarafta 1999 yılında inşa edilmiş olan yeni bina. Çatı yapısı cam ile çeliktir ve sanki dışarıdaymışsınız hissini veren doğal bir havalandırması bulunmaktadır. Binanın geri kalan kısmının tamamında iklim kontrol sistemi mevcuttur. Binanın konumundan ötürü, iletişim damarını oluşturan geniş sokak insanların ve mağazaların buluşma noktasıdır. Burada aynı zamanda kantin, resepsiyon ve konferans salonu gibi toplumsal alanlar da bulunmaktadır. Binanın geri kalan kısmında ise hemen hemen yalnızca ofisler ve koridorlar yer almaktadır ki yeşil, açık mutfak bölümleri ve kırmızı merdivenler iç sınır hatları olarak kullanılmıştır.

Çatıda birçok ışık katmanı
Mimarlar eski binanın çatısındaki eski çatı kirişlerini ve bağlantı kirişlerini koruyarak fabrikanın orijinal atmosferini muhafaza etmeye çalışmışlardır. Altında yer alan ofislerle çatı arasındaki mesafe çok yüksek olduğundan, üst üste en az üç sıra pencere bulunmaktadır. 5. katta, oturma seviyesindeki küçük bir cephe penceresinden aşağısı görünmektedir. Yukarıda, kombinasyon şeklinde üst üste 3 VELUX pencere yer almaktadır.
Mimar Kurt Jensen şöyle açıklamaktadır, “Muazzam çatı yüksekliği, büyük ofis mekanlarına yeterli aydınlatma sağlayan ve çatının yüksek çatı özelliklerine katkıda bulunan çeşitli katmanlar halinde çatı pencerelerinin uygulanabilmesine olanak sağlamaktadır.”

Şekerlemelerle dolu bir binanın hayali
Çatı katıyla birlikte, şekerleme fabrikası hayali, eski, soluk kaplama ve süslemelere sahip orijinal iki merdivenle, geçmişten bir anı olarak kendisini göstermektedir. Buradan meyankökü kokusunu gidermek mümkün olmamıştır ki bu da çalışma ortamının bugün renkten ve ambiyanstan yoksun havasını biraz olsun yumuşatmaktadır. Şekerlemelerin yerini IT sırları ve girilmesi imkansız olan güvenlik sistemleri almış, yeni yapı, esnek çalışma alanları ve büyük ölçüde mobilite prensiplerine sahip ticari bir binaya dönüştürmüştür. Bina, gerek yapı olarak, gerekse şehir planlama açısından eski ve yeninin güzel bir birleşimidir.
Gündemi kurbağalar belirlediğinde
C.F. Møller mimarlık bürosunun baş mimarı Kurt Jensen’a göre, mahalle sakinleri yeni bir binanın yapılması halinde kurbağaların oradan alınmaması yönünde garanti verilmesini istediklerinden yerel otoriteler tarafından programa alınan kurbağalar bina gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla mimari zorluk, hem yeni bir binanın yapılması, hem de korunan neon kurbağalarının hala dans ettikleri bacanın etrafındaki mevcut şekerleme fabrikasının bölümlerinin restore edilmesiydi.

Şehrin ortasındaki sınır çizgisi
C.F. Møller mimarlık bürosunun ortak sahiplerinden olan Anna Maria Indrio, şöyle açıklamaktadır: “Bu projeyle, şehir planlama bakış açısından farklı olarak, şehrin bu köşesi için bir çözüm bulmaya çalıştık. Dışarıdan bakıldığında tek bir bina kompleksi gibi görünen, içeride eski ve yeninin birbiriyle diyalog halinde olduğu bir bina yaratmak istedik.” Çizim ofisi, kentsel yapıyı 19. yüzyıl Kopenhag’ından günümüze taşımak üzere, yeni binayı yolun hemen kenarına yerleştirmiştir. Aynı zamanda, mimarlar modern şehirle yakındaki üniversitenin çağdaş üslubunu görsel açıdan ve birbirine saygı çerçevesinde yaklaştırarak bir diyalog kurmaya çalıştılar. 

Maliyet 
Mimar Kurt Jensen, “Restore etmeye değdi. Finansal olarak, yeni bir bina inşa etmekten daha pahalıya çıkmadı ve eski şekerleme fabrikasının bazı yerlerde iki kat çatı kirişi olan olağandışı çatısını da koruyabildiğimiz anlamına geldi.” diye belirtiyor. Anna Maria Indrio’ya göre, tasarım eski ile yeniyi birleştirme temasına dayanmaktadır. Görev, eski kısımla yeni binayı birleştiren ve ayıran 96 metre uzunluğunda cam tavanlı, dar köprülerle karşıdan karşıya geçilen bir iç sokakla çözümlenmiştir. Birleşme, orijinal şekerleme fabrikasının önemli bir bölümünün restore edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün, eşit büyüklükteki yeni inşaa edilen kısımda kullanılan aynı malzemelerle giydirilmiş olarak yükselmektedir. Sıvanmış duvarlar, koyu gri pencere pervazları, koyu renkli merbau ahşap zeminler ve arduvaz kaplama çatı. Kimse eskiyle yeniyi birbirinden ayırt edemez.
Kopenhag’ın kuzeyinde yoğun trafiğin gürültüden bir örtü yarattığı kavşakta, şekerleme fabrikası ile modern bir ticari binanın başarılı birleşimi yükselmektedir. Lyngbyvej ile Jagtvej’in kesiştikleri bu nokta, büyük neon kurbağaları taşıyan bir baca şeklinde ihtişamla yükselmektedir.
Gündemi kurbağalar belirlediğinde
C.F. Møller mimarlık bürosunun baş mimarı Kurt Jensen’a göre, mahalle sakinleri yeni bir binanın yapılması halinde kurbağaların oradan alınmaması yönünde garanti verilmesini istediklerinden yerel otoriteler tarafından programa alınan kurbağalar bina gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla mimari zorluk, hem yeni bir binanın yapılması, hem de korunan neon kurbağalarının hala dans ettikleri bacanın etrafındaki mevcut şekerleme fabrikasının bölümlerinin restore edilmesiydi.

Şehrin ortasındaki sınır çizgisi
C.F. Møller mimarlık bürosunun ortak sahiplerinden olan Anna Maria Indrio, şöyle açıklamaktadır: “Bu projeyle, şehir planlama bakış açısından farklı olarak, şehrin bu köşesi için bir çözüm bulmaya çalıştık. Dışarıdan bakıldığında tek bir bina kompleksi gibi görünen, içeride eski ve yeninin birbiriyle diyalog halinde olduğu bir bina yaratmak istedik.” Çizim ofisi, kentsel yapıyı 19. yüzyıl Kopenhag’ından günümüze taşımak üzere, yeni binayı yolun hemen kenarına yerleştirmiştir. Aynı zamanda, mimarlar modern şehirle yakındaki üniversitenin çağdaş üslubunu görsel açıdan ve birbirine saygı çerçevesinde yaklaştırarak bir diyalog kurmaya çalıştılar. 

Maliyet 
Mimar Kurt Jensen, “Restore etmeye değdi. Finansal olarak, yeni bir bina inşa etmekten daha pahalıya çıkmadı ve eski şekerleme fabrikasının bazı yerlerde iki kat çatı kirişi olan olağandışı çatısını da koruyabildiğimiz anlamına geldi.” diye belirtiyor. Anna Maria Indrio’ya göre, tasarım eski ile yeniyi birleştirme temasına dayanmaktadır. Görev, eski kısımla yeni binayı birleştiren ve ayıran 96 metre uzunluğunda cam tavanlı, dar köprülerle karşıdan karşıya geçilen bir iç sokakla çözümlenmiştir. Birleşme, orijinal şekerleme fabrikasının önemli bir bölümünün restore edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün, eşit büyüklükteki yeni inşaa edilen kısımda kullanılan aynı malzemelerle giydirilmiş olarak yükselmektedir. Sıvanmış duvarlar, koyu gri pencere pervazları, koyu renkli merbau ahşap zeminler ve arduvaz kaplama çatı. Kimse eskiyle yeniyi birbirinden ayırt edemez.
Gündemi kurbağalar belirlediğinde
C.F. Møller mimarlık bürosunun baş mimarı Kurt Jensen’a göre, mahalle sakinleri yeni bir binanın yapılması halinde kurbağaların oradan alınmaması yönünde garanti verilmesini istediklerinden yerel otoriteler tarafından programa alınan kurbağalar bina gündemini belirlemiştir. Dolayısıyla mimari zorluk, hem yeni bir binanın yapılması, hem de korunan neon kurbağalarının hala dans ettikleri bacanın etrafındaki mevcut şekerleme fabrikasının bölümlerinin restore edilmesiydi.

Şehrin ortasındaki sınır çizgisi
C.F. Møller mimarlık bürosunun ortak sahiplerinden olan Anna Maria Indrio, şöyle açıklamaktadır: “Bu projeyle, şehir planlama bakış açısından farklı olarak, şehrin bu köşesi için bir çözüm bulmaya çalıştık. Dışarıdan bakıldığında tek bir bina kompleksi gibi görünen, içeride eski ve yeninin birbiriyle diyalog halinde olduğu bir bina yaratmak istedik.” Çizim ofisi, kentsel yapıyı 19. yüzyıl Kopenhag’ından günümüze taşımak üzere, yeni binayı yolun hemen kenarına yerleştirmiştir. Aynı zamanda, mimarlar modern şehirle yakındaki üniversitenin çağdaş üslubunu görsel açıdan ve birbirine saygı çerçevesinde yaklaştırarak bir diyalog kurmaya çalıştılar. 

Maliyet 
Mimar Kurt Jensen, “Restore etmeye değdi. Finansal olarak, yeni bir bina inşa etmekten daha pahalıya çıkmadı ve eski şekerleme fabrikasının bazı yerlerde iki kat çatı kirişi olan olağandışı çatısını da koruyabildiğimiz anlamına geldi.” diye belirtiyor. Anna Maria Indrio’ya göre, tasarım eski ile yeniyi birleştirme temasına dayanmaktadır. Görev, eski kısımla yeni binayı birleştiren ve ayıran 96 metre uzunluğunda cam tavanlı, dar köprülerle karşıdan karşıya geçilen bir iç sokakla çözümlenmiştir. Birleşme, orijinal şekerleme fabrikasının önemli bir bölümünün restore edilmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bugün, eşit büyüklükteki yeni inşaa edilen kısımda kullanılan aynı malzemelerle giydirilmiş olarak yükselmektedir. Sıvanmış duvarlar, koyu gri pencere pervazları, koyu renkli merbau ahşap zeminler ve arduvaz kaplama çatı. Kimse eskiyle yeniyi birbirinden ayırt edemez.