Çevresel boyut
Armada projesinin mimari konsepti, rüzgar türbülansına karşı koruma, gün ışığı ve güneşten maksimum oranda faydalanmak üzerine kurulmuştur. Güney cephelerdeki cam yüzeyler güneş ve gün ışığından maksimum faydalanmaya imkan tanırken, aynı zamanda blokların yerleşim açısı rüzgarı kesecek şekilde dizayn edilmiştir.
Çevresel boyut
Armada projesinin mimari konsepti, rüzgar türbülansına karşı koruma, gün ışığı ve güneşten maksimum oranda faydalanmak üzerine kurulmuştur. Güney cephelerdeki cam yüzeyler güneş ve gün ışığından maksimum faydalanmaya imkan tanırken, aynı zamanda blokların yerleşim açısı rüzgarı kesecek şekilde dizayn edilmiştir.
Konsept
Açık ve görsel ön cephe elemanları olarak “yelkenli”nin kavramsal kullanımı binalara, yapay, dikdörtgensel akarsu şeklinde bir deniz üzerinde yüzen deniz kuvvetlerine ait bir filo izlenimi vermektedir. Binaların her biri su kıyısı ile ilişkilendirilmiş küçük bahçe alanları ile kuşatılacak ve ters rüzgarların nahoş etkilerinden korunacak şekilde biçimlendirilmiştir. Üstelik on bloğun hiçbirinin güney cephesi bir diğeri tarafından gölgede bırakılmamaktadır.
Bu özel alan, birbirlerine nispeten yakın yaşayan insanların yaşadığı Hollanda gibi bir ülke için önem taşıyan toplumsal kimlik ve güvenlik duygusu için gereklidir. Bu, oturanlar için sadece özel bir duygu olmaktan öte, konut konsepti oluşturmanın da oldukça sosyal bir yoludur. Kış bahçeleri ile korunan yarı özel verandalar, komşu sohbetlerine ve çocukların daha rahat ve zevkle oyun oynamalarına olanak sağlar.
Bununla birlikte, Armada projesinin bütünsel teknolojik tasarım konsepti, rüzgar türbülansına karşı koruma, gün ışığı ve güneşten maksimum oranda faydalanmadır. Mimarın dizayn filozofisinin özü malzeme kullanımı ile birlikte, insan ölçeğinde mekanlar yaratmaktır. İnsan ölçeğinde mahremiyet aracılığı ile sağlanan güçlü mimari kimliğe ve renk uyumu, tuğla dokusu, ek olarak da rafine, yüksek teknolojik iklimsel kalkan aracılığı ile sağlanan görsel bağlantı ve iletişime dayanan çok başarılı bir çalışmadır.
Malzeme kullanımı
Her apartmanın paslanmaz çelik kavisli çatısı üzerinde açılmış, yelken üzerindeki delikleri andıran, boşluklara nazikçe yerleştirilmiş VELUX pencereleri “Hollanda gökyüzünü” yansıtmaktadır. Çatı, güneye bakan çeşitli açılar oluşturan cam balkonlar ve ahşap korkuluklar ile noktalanmaktadır. Açık havada yaşam ve bu balkonlarda yemek yemek güneşli ya da farklı mevsimsel zamanlarda oldukça çekici olacaktır. Her konutun ayrı bir balkonu veya terası mevcuttur. Rüzgarlı mikroiklimsek koşullar yüksek konutların tuğla modeli için ana esin kaynağı iken, sedir ağacı uzun konutların kalkan duvarını ifade eder. Köprü benzeri galeri merdiven kovasını kuşatan açılı cam örtü, kış bahçesine güçlü mimari bir değer katar ve bireysel konutlara açılan, renklerle kodlandırılmış giriş kapılarını birbirine bağlar.
İç mekanlar, özellikle üst katlardaki çift katlı çıkma daireler çatıdaki terasları ile eski S’Hertogenbosch’un şehir kulelerine ya da güneydeki açık alanlara doğru muhteşem, güneşli manzaralar sunmaktadır. Oturma odalarından en ilginç olanı geniş miktarda günışığının olduğu manzaralı alana bakmakta ve balkonlara direkt geçiş duvardan duvara camlı bir sürme kapı ile sağlanmaktadır.
Malzeme kullanımı
Her apartmanın paslanmaz çelik kavisli çatısı üzerinde açılmış, yelken üzerindeki delikleri andıran, boşluklara nazikçe yerleştirilmiş VELUX pencereleri “Hollanda gökyüzünü” yansıtmaktadır. Çatı, güneye bakan çeşitli açılar oluşturan cam balkonlar ve ahşap korkuluklar ile noktalanmaktadır. Açık havada yaşam ve bu balkonlarda yemek yemek güneşli ya da farklı mevsimsel zamanlarda oldukça çekici olacaktır. Her konutun ayrı bir balkonu veya terası mevcuttur. Rüzgarlı mikroiklimsek koşullar yüksek konutların tuğla modeli için ana esin kaynağı iken, sedir ağacı uzun konutların kalkan duvarını ifade eder. Köprü benzeri galeri merdiven kovasını kuşatan açılı cam örtü, kış bahçesine güçlü mimari bir değer katar ve bireysel konutlara açılan, renklerle kodlandırılmış giriş kapılarını birbirine bağlar.
İç mekanlar, özellikle üst katlardaki çift katlı çıkma daireler çatıdaki terasları ile eski S’Hertogenbosch’un şehir kulelerine ya da güneydeki açık alanlara doğru muhteşem, güneşli manzaralar sunmaktadır. Oturma odalarından en ilginç olanı geniş miktarda günışığının olduğu manzaralı alana bakmakta ve balkonlara direkt geçiş duvardan duvara camlı bir sürme kapı ile sağlanmaktadır.
Konsept
Açık ve görsel ön cephe elemanları olarak “yelkenli”nin kavramsal kullanımı binalara, yapay, dikdörtgensel akarsu şeklinde bir deniz üzerinde yüzen deniz kuvvetlerine ait bir filo izlenimi vermektedir. Binaların her biri su kıyısı ile ilişkilendirilmiş küçük bahçe alanları ile kuşatılacak ve ters rüzgarların nahoş etkilerinden korunacak şekilde biçimlendirilmiştir. Üstelik on bloğun hiçbirinin güney cephesi bir diğeri tarafından gölgede bırakılmamaktadır.
Bu özel alan, birbirlerine nispeten yakın yaşayan insanların yaşadığı Hollanda gibi bir ülke için önem taşıyan toplumsal kimlik ve güvenlik duygusu için gereklidir. Bu, oturanlar için sadece özel bir duygu olmaktan öte, konut konsepti oluşturmanın da oldukça sosyal bir yoludur. Kış bahçeleri ile korunan yarı özel verandalar, komşu sohbetlerine ve çocukların daha rahat ve zevkle oyun oynamalarına olanak sağlar.
Bununla birlikte, Armada projesinin bütünsel teknolojik tasarım konsepti, rüzgar türbülansına karşı koruma, gün ışığı ve güneşten maksimum oranda faydalanmadır. Mimarın dizayn filozofisinin özü malzeme kullanımı ile birlikte, insan ölçeğinde mekanlar yaratmaktır. İnsan ölçeğinde mahremiyet aracılığı ile sağlanan güçlü mimari kimliğe ve renk uyumu, tuğla dokusu, ek olarak da rafine, yüksek teknolojik iklimsel kalkan aracılığı ile sağlanan görsel bağlantı ve iletişime dayanan çok başarılı bir çalışmadır.
Malzeme kullanımı
Her apartmanın paslanmaz çelik kavisli çatısı üzerinde açılmış, yelken üzerindeki delikleri andıran, boşluklara nazikçe yerleştirilmiş VELUX pencereleri “Hollanda gökyüzünü” yansıtmaktadır. Çatı, güneye bakan çeşitli açılar oluşturan cam balkonlar ve ahşap korkuluklar ile noktalanmaktadır. Açık havada yaşam ve bu balkonlarda yemek yemek güneşli ya da farklı mevsimsel zamanlarda oldukça çekici olacaktır. Her konutun ayrı bir balkonu veya terası mevcuttur. Rüzgarlı mikroiklimsek koşullar yüksek konutların tuğla modeli için ana esin kaynağı iken, sedir ağacı uzun konutların kalkan duvarını ifade eder. Köprü benzeri galeri merdiven kovasını kuşatan açılı cam örtü, kış bahçesine güçlü mimari bir değer katar ve bireysel konutlara açılan, renklerle kodlandırılmış giriş kapılarını birbirine bağlar.
İç mekanlar, özellikle üst katlardaki çift katlı çıkma daireler çatıdaki terasları ile eski S’Hertogenbosch’un şehir kulelerine ya da güneydeki açık alanlara doğru muhteşem, güneşli manzaralar sunmaktadır. Oturma odalarından en ilginç olanı geniş miktarda günışığının olduğu manzaralı alana bakmakta ve balkonlara direkt geçiş duvardan duvara camlı bir sürme kapı ile sağlanmaktadır.
Konsept
Açık ve görsel ön cephe elemanları olarak “yelkenli”nin kavramsal kullanımı binalara, yapay, dikdörtgensel akarsu şeklinde bir deniz üzerinde yüzen deniz kuvvetlerine ait bir filo izlenimi vermektedir. Binaların her biri su kıyısı ile ilişkilendirilmiş küçük bahçe alanları ile kuşatılacak ve ters rüzgarların nahoş etkilerinden korunacak şekilde biçimlendirilmiştir. Üstelik on bloğun hiçbirinin güney cephesi bir diğeri tarafından gölgede bırakılmamaktadır.
Bu özel alan, birbirlerine nispeten yakın yaşayan insanların yaşadığı Hollanda gibi bir ülke için önem taşıyan toplumsal kimlik ve güvenlik duygusu için gereklidir. Bu, oturanlar için sadece özel bir duygu olmaktan öte, konut konsepti oluşturmanın da oldukça sosyal bir yoludur. Kış bahçeleri ile korunan yarı özel verandalar, komşu sohbetlerine ve çocukların daha rahat ve zevkle oyun oynamalarına olanak sağlar.
Bununla birlikte, Armada projesinin bütünsel teknolojik tasarım konsepti, rüzgar türbülansına karşı koruma, gün ışığı ve güneşten maksimum oranda faydalanmadır. Mimarın dizayn filozofisinin özü malzeme kullanımı ile birlikte, insan ölçeğinde mekanlar yaratmaktır. İnsan ölçeğinde mahremiyet aracılığı ile sağlanan güçlü mimari kimliğe ve renk uyumu, tuğla dokusu, ek olarak da rafine, yüksek teknolojik iklimsel kalkan aracılığı ile sağlanan görsel bağlantı ve iletişime dayanan çok başarılı bir çalışmadır.
Güneşe bakan apartman filosu
Eski bir Hollanda şehri S’Hertogenbosch’un merkezine yakın yeni yerleşim alanı ‘Paleiskwartier’e girildiğinde, on adet gemi şekilinde ev bloğu hemen göze çarpmaktadır. Rüzgarı limitlendirirken aynı zamanda gün ışığında maksimum faydalanan bu modern yapılar için "yelkenli" tanımlaması çok daha uygun olacaktır.
Konsept
Açık ve görsel ön cephe elemanları olarak “yelkenli”nin kavramsal kullanımı binalara, yapay, dikdörtgensel akarsu şeklinde bir deniz üzerinde yüzen deniz kuvvetlerine ait bir filo izlenimi vermektedir. Binaların her biri su kıyısı ile ilişkilendirilmiş küçük bahçe alanları ile kuşatılacak ve ters rüzgarların nahoş etkilerinden korunacak şekilde biçimlendirilmiştir. Üstelik on bloğun hiçbirinin güney cephesi bir diğeri tarafından gölgede bırakılmamaktadır.
Bu özel alan, birbirlerine nispeten yakın yaşayan insanların yaşadığı Hollanda gibi bir ülke için önem taşıyan toplumsal kimlik ve güvenlik duygusu için gereklidir. Bu, oturanlar için sadece özel bir duygu olmaktan öte, konut konsepti oluşturmanın da oldukça sosyal bir yoludur. Kış bahçeleri ile korunan yarı özel verandalar, komşu sohbetlerine ve çocukların daha rahat ve zevkle oyun oynamalarına olanak sağlar.
Bununla birlikte, Armada projesinin bütünsel teknolojik tasarım konsepti, rüzgar türbülansına karşı koruma, gün ışığı ve güneşten maksimum oranda faydalanmadır. Mimarın dizayn filozofisinin özü malzeme kullanımı ile birlikte, insan ölçeğinde mekanlar yaratmaktır. İnsan ölçeğinde mahremiyet aracılığı ile sağlanan güçlü mimari kimliğe ve renk uyumu, tuğla dokusu, ek olarak da rafine, yüksek teknolojik iklimsel kalkan aracılığı ile sağlanan görsel bağlantı ve iletişime dayanan çok başarılı bir çalışmadır.
Güneşe bakan apartman filosu
Eski bir Hollanda şehri S’Hertogenbosch’un merkezine yakın yeni yerleşim alanı ‘Paleiskwartier’e girildiğinde, on adet gemi şekilinde ev bloğu hemen göze çarpmaktadır. Rüzgarı limitlendirirken aynı zamanda gün ışığında maksimum faydalanan bu modern yapılar için "yelkenli" tanımlaması çok daha uygun olacaktır.
|
|