Seehotel am Neuklostersee
Seehotel am Neuklostersee eskiden tipik bir çiftlik evi idi. Berlin’den yalnızca iki buçuk saat mesafedeki bu huzurlu ve dinlendirici yer ormanlarla, çiçekli çayırlarla ve tarlalarla çevrilidir. Yüzülebilir nitelikteki bir göle bitişik olan ve kazların, köpeklerin, koyunların ve kedilerin kendilerini evlerinde hissettikleri koruma alanında bulunmaktadır.
2004 yılında mevcut “büyük ahırı” ve iki ana binayı, restoranın ve otelin bulunduğu taş binayı tamamlayıcı nitelikte, yeni bir “büyük banyo” prototipi inşa edilmiş ve böylelikle üç binalı bir çiftlik oluşturulmuştur.
Detaylar üzerinde titizlikle, incelikle ve sevgiyle çalışılarak bina, orijinal inşa tarihinden kalma eski ve yeni, modern mobilya ve aksesuarların uyumlu bileşimi ile mükemmel bir şekilde tefriş edilmiştir. Eski ve yeninin harmanlanması binadan binaya değişen çok özel bir albeni yaratmaktadır.
Taş ev, doğu kayını parke döşemeleri, parlak renkleri ve modern kır evi özelliğindeki yapısıyla Akdeniz tarzı çağrışımlar yaratmaktadır. Üzerlerindeki örtülerle açık renkli koltuklar, beyaz lake sandalye ve masalarla birlikte mükemmel yemekler sizi burada daha fazla vakit geçirmeye davet etmektedir. Odalar değişik ve farklı malzemelerle dekore edilmiştir. Desenli halının izleri ve gölgeleri odanın renklerine yansımaktadır.
Modern ankastre gardroplar heykelvari bir yapıda düzenlenmiştir ve güzel eski masa gibi eski mobilya parça ve takımlarıyla bir kontrast oluşturuyor olsa da sonuçta ortaya çok uyumlu bir bileşim çıkmıştır. Bu sanat eseri bina konferans, konser, atölye çalışmaları, çalıştaylar ve diğer etkinlikler için hazırdır. Putreller ve meşe merdivenler, eski Fransız manastırlarındaki pişmiş toprak rengi döşemelerle uyumlu bir şekilde birleşmektedir. Odalar ve önlerine yerleştirilen kış bahçeleri inanılmaz ölçüde aydınlıktır ve doğal yaşam tüm canlılığı ile iç mekanlara doğru akmaktadır. Yerel granit taşından yapılmış olan kaldırım, teraslardan kış bahçelerine doğru uzanmakta ve böylece iç mekanlarla dış mekanları birbirine bağlamaktadır.
“Büyük banyonun” mümkün olduğunca arkaik görünmesi gereklidir ve bu görüntünün gerçekleştirilmesi cephedeki diğer detayların yanı sıra karmaşık ayrıntılar kullanılarak sağlanmıştır. Ön cephenin alt kısmı Corten çelik oluklar ve sarmaşık öğelerle dekore edilmiştir. Yapı malzemeleri, yeni binayı mevcut yapılara entegre edebilmek için kasıtlı olarak eskitilmiştir. Açıldığında panjurlar pencere boşluklarına gizlenmektedir. Pencereler kapandığında ise panjurlar ön cephe ile aynı hizadadır.
Seehotel am Neuklostersee
Seehotel am Neuklostersee eskiden tipik bir çiftlik evi idi. Berlin’den yalnızca iki buçuk saat mesafedeki bu huzurlu ve dinlendirici yer ormanlarla, çiçekli çayırlarla ve tarlalarla çevrilidir. Yüzülebilir nitelikteki bir göle bitişik olan ve kazların, köpeklerin, koyunların ve kedilerin kendilerini evlerinde hissettikleri koruma alanında bulunmaktadır.
2004 yılında mevcut “büyük ahırı” ve iki ana binayı, restoranın ve otelin bulunduğu taş binayı tamamlayıcı nitelikte, yeni bir “büyük banyo” prototipi inşa edilmiş ve böylelikle üç binalı bir çiftlik oluşturulmuştur.
Detaylar üzerinde titizlikle, incelikle ve sevgiyle çalışılarak bina, orijinal inşa tarihinden kalma eski ve yeni, modern mobilya ve aksesuarların uyumlu bileşimi ile mükemmel bir şekilde tefriş edilmiştir. Eski ve yeninin harmanlanması binadan binaya değişen çok özel bir albeni yaratmaktadır.
Taş ev, doğu kayını parke döşemeleri, parlak renkleri ve modern kır evi özelliğindeki yapısıyla Akdeniz tarzı çağrışımlar yaratmaktadır. Üzerlerindeki örtülerle açık renkli koltuklar, beyaz lake sandalye ve masalarla birlikte mükemmel yemekler sizi burada daha fazla vakit geçirmeye davet etmektedir. Odalar değişik ve farklı malzemelerle dekore edilmiştir. Desenli halının izleri ve gölgeleri odanın renklerine yansımaktadır.
Modern ankastre gardroplar heykelvari bir yapıda düzenlenmiştir ve güzel eski masa gibi eski mobilya parça ve takımlarıyla bir kontrast oluşturuyor olsa da sonuçta ortaya çok uyumlu bir bileşim çıkmıştır. Bu sanat eseri bina konferans, konser, atölye çalışmaları, çalıştaylar ve diğer etkinlikler için hazırdır. Putreller ve meşe merdivenler, eski Fransız manastırlarındaki pişmiş toprak rengi döşemelerle uyumlu bir şekilde birleşmektedir. Odalar ve önlerine yerleştirilen kış bahçeleri inanılmaz ölçüde aydınlıktır ve doğal yaşam tüm canlılığı ile iç mekanlara doğru akmaktadır. Yerel granit taşından yapılmış olan kaldırım, teraslardan kış bahçelerine doğru uzanmakta ve böylece iç mekanlarla dış mekanları birbirine bağlamaktadır.
“Büyük banyonun” mümkün olduğunca arkaik görünmesi gereklidir ve bu görüntünün gerçekleştirilmesi cephedeki diğer detayların yanı sıra karmaşık ayrıntılar kullanılarak sağlanmıştır. Ön cephenin alt kısmı Corten çelik oluklar ve sarmaşık öğelerle dekore edilmiştir. Yapı malzemeleri, yeni binayı mevcut yapılara entegre edebilmek için kasıtlı olarak eskitilmiştir. Açıldığında panjurlar pencere boşluklarına gizlenmektedir. Pencereler kapandığında ise panjurlar ön cephe ile aynı hizadadır.
Çiftlik evlerine karşı olan aşırı ve coşkulu sevgi ve detaylara gereken titizliğin gösterilmesi geçen yüzyıldan kalma eski DDR tatil yerleşiminin yeniden hayat bulmasını sağladı. Berlinli karı koca mimar Johanne ve Gernot Nalbach için bu gerçekleştirilmesi hiç de beklenmeyen bir rüya idi.
Sehpa olarak kullanılan kamış balyası doğa ile modern dekorasyon malzemeleri arasındaki ortak yaşam konseptini ifade etmektedir. Binalarda yaratıcı öğeler olarak doğal ve yapay ışık birlikte kullanılmıştır. Ayna yansıtıcılarla, Creole lambalar masaları ve duvarları vurgulamaktadır. Çatı pencereleri dış ortamı içeriye taşımakta ve odalarda konforlu, rahat, sıcak bir ambiyans yaratmaktadır.
Sehpa olarak kullanılan kamış balyası doğa ile modern dekorasyon malzemeleri arasındaki ortak yaşam konseptini ifade etmektedir. Binalarda yaratıcı öğeler olarak doğal ve yapay ışık birlikte kullanılmıştır. Ayna yansıtıcılarla, Creole lambalar masaları ve duvarları vurgulamaktadır. Çatı pencereleri dış ortamı içeriye taşımakta ve odalarda konforlu, rahat, sıcak bir ambiyans yaratmaktadır.
|
|